| Kelime | Anlam | Zaman |
| EFLATUNİYE | Eflâtuna göre olan felsefe, düşünüş (Plâtonizm). Çok ileri veya parlak devir. | 18:1:26 |
| Gregoryen | 1. (a) Gregorian, member of the Armenian Orthodox Church. 2. Gregorian, of the Armenian Orthodox Church. 3. Gregorian, pertaining to Pope Gregory I, Pope Gregory XIII, or St. Gregory the Illuminator. kilisesi the Gregorian church, the Armenian Orthodox Church. takvimi the Gregorian calendar. | 18:1:25 |
| HARŞEF | (C.: Harâşif) Kalkan balığı. * Balık pulu. * Enginar bitkisi. | 18:1:22 |
| VEKVAK | Korkak kimse. | 18:1:9 |
| prickle | i. 1. ufak diken. 2. ufak diken v.b.´nin batmasından ileri gelen acı. 3. iğnelenme; karıncalanma. 4. (kumaş/giysi) dalama. f. 1. (ufak diken v.b.) batmak. 2. iğnelenmek; karıncalanmak. 3. (kumaş/giysi) dalamak. | 18:0:58 |
| beglückwünschen | {bıglükvünşın} kutlamak. | 18:0:57 |
| dulce | tatlı | 18:0:57 |
| ride for a fall | felakete sürüklenmek. | 18:0:47 |
| PELİN | Kız ismi. Hekimlikte kullanılan bir bitki | 18:0:46 |
| ESER ELEMENTLER | [ Trace elements ] Havada, suda ve yiyeceklerde çok düşük yoğunluklarda bulunan kurşun, bakır, çinko, arsenik, civa ve vanadyum vb. gibi elementler. | 18:0:37 |
| HALSAN | Kişinin dostu, sevgilisi ve yâri. | 18:0:34 |
| eher | {'e:ır} daha önce, daha çok. | 18:0:31 |
| bittersweet | s. 1. hem acı hem tatlı. 2. iyi ve kötü. | 18:0:22 |
| attariye | kisûr, etarî. | 18:0:19 |
| örged- | öğretmek | 18:0:19 |
| VATI' | Ayak altına alıp çiğneme. Basma. * Cima'. * Uygun hale koyma. * Tümseklikler arasında basık ve engin yer. | 18:0:17 |
| Lorbeer | en {'lorbe:r} r defne. | 18:0:6 |
| KAR ORAJI | (THUNDER SNOW) [i]Yağmur yerine kar yağışı sırasında kışın görülen oraj. Atmosfer boyunca yerden yukarıya doğru, donma sıcaklığında veya daha düşük sıcaklıklarda olan güçlü yükselişler, kar ve buzun eriyerek yağmur şekline dönmesine neden olur. Özellikle yoğun kar yağışı ile beraber görülen oraj bu gibi durumlarda gerçekleşir. | 17:59:53 |
| Kaderiye Mezhebi. | bkz. Yazgıcılık. | 17:59:52 |
| MÜEDDA | (Edâ. dan) Mânâ, anlam, mefhum, kavram. * Eda olunmuş. | 17:59:47 |