|
En Çok Aranan 10 kelime (Bulunan) | | |
|
|
|
|
|
Kim ne arıyor?
| Kelime | Anlam | Zaman |
| FUMULUS | (FUMULUS) [i]Bulut sınıflandırmasında kullanılan ve bulutu tanımlamada kullanılan Latince kelime. Stratustan sirrüse tüm seviyelerde gözlenebilen ince örtü şeklindeki doğrudan gözlenmesi zor olan bulut çeşidi. Sıcak günlerde ve alçak enlemlerde daha fazla görülür. Çabucak kalınlaşan bu bulut türü, görünür hale gelerek cirrus ve kümülüse dönüşür. Zaman zaman kararsız yapıya bürünen bu bulut, yağışını bıraktıktan sonra aniden kaybolur. | 0:16:6 | | GAYTALE | (C: Gıytal) Sık bitmiş olan ağaç. * Seslerin karışması. | 0:15:33 | | Kara Çarşamba | Zîp, Çarşema Reş. | 0:15:25 | | extort | f. (para) sızdırmak, (haraç) almak; zorla almak. | 0:14:57 | | RAHMAN SURESİ | (Errahman Suresi de denir.) Kur'an-ı Kerim'in 55. suresidir. Bu sureye Arus-ül Kur'an da denilmiştir. Mekkîdir. | 0:14:43 | | yaşlı | alt. | 0:14:24 | | yaşlı | vieux | 0:13:38 | | dilketî | aşık. | 0:13:34 | | kuaför | coiffeur | 0:13:16 | | güzel | beau | 0:13:12 | | BALIK-PALAMUT IZGARASI | GEREKLİ MALZEME YAPILIŞI 1 orta büyüklükte 1. Palamut balığının kulaklarından çekip palamut balığı bağırsakları çıkarılır. Başı kesilir, 1 baş soğan kuyruğundan başına uzunlamasına ikiye 1 limon bölünür. Bu parçalar da ortadan ikiye Yarım fincan bölünerek böylelikle bir balık dört zeytinyağı parçaya bölünmüş olur. Bu parçalar 1 küçük demet güzelce yıkanır, suyu süzülür. maydanoz 2. Her tarafları tuzla karışmış soğan Yeterince tuz. suyu ile ovularak bir saat kadar bekletilir. 3. Temiz bir ızgara, zeytinyağına bulanmış bir bezle iyice silinir. Ateşe konup kızdırılır. Balıklar üzerine dizilir. Balıklar kızartılmaya başlanır, çevirdikçe üzerlerine limon suyu ile karıştırılmış zeytinyağı sürülür. 4. Balığın iki tarafı piştiği zaman tabağa alınır. Üzerlerine ince kıyılmış maydanoz serpilir, biraz zeytinyağı gezdirilir, limon sıkılır, sıcak olarak yenir. | 0:13:5 | | tezgâhtar | clerk, salesclerk, person who tends a counter (in a store). ağzı sales pitch, sales talk (said disparagingly). | 0:13:5 | | tezgâhtar | vendeur | 0:12:52 | | HAMUR İŞİ-SU BÖREĞİ | (Kıymalı veya Peynirli) GEREKLİ MALZEME YAPILIŞI 4 su bardağı elenmiş 1. Hamur tahtası üzerinde un elenir, un ortası açılır. Dört yumurta, tuz ve 4 adet yumurta biraz su konur, katıca bir hamur 1 bardak yağ yoğrulur. Yeterince tuz 2. Hamur çubuk şekline getirilir. 1 bardak un(açmak Bezelere ayrılır. Yalnız alt kısmına için) ğelecek yufka daha büyükçe tutulur. İstenilen içlerden Bezelerinin üzerlerinin kurumaması biri için yaş bir bezle örtülür, biraz dinledirilir. 3. Yufkalar aralarına un serpilerek oklava ile bir milimetre kalınlıkta açılır. Bir tencere içerisinde kaynamakta olan tuzlu suda birer dakika pişirilir Büyükçe bir kevgirle ters düz edilmiş delikli bir süzgeç üzerine konur. Bir bezle suyu alınır.Yağlanmış bir tepsiye ilk büyük yufka pişirilmeden tepsinin kenarlarını da kaplayacak şekilde yerleştirilir. Üzerine hafifçe eritilmiş yağ gezdirilir. Pişirilen yufkalar karıştırılarak üzerine konur. Her konan yufkanın üzerine yağ gezdirilir. Böylece yufkanın yarısı döşenir. Arzu edilen iç peynir veya kıyma her tarafına düzgünce yayılır. Kalan yufkalardan birisi bekletilir , diğerleri aynı diğerleri aynı minval üzere pişirilir, suyu alınır, karışık olarak üzerine yağ dökmek suretiyle yerleştirilir. En üste haşlanmamış yufka, düz olarak konur. Üzerine bir yumurtanın sarısı ile yağ karıştırılıp sürülür. Fırına verilir, pişirilir. Fırından çıkarılır. Yarım saat sonra alt üst edilir. İstenilen parçalara kesilir. NOT: Eskiden su börekleri genellikle su yerine sırf yumurta ile yoğrulurdu. Su böreği en güzel şekilde kömür üzerinde, kenarları ateşe yakın gelmek üzere çevire çevire pişirilir . Altının pişmesi tamamlandıktan sonra ters çevrilir, üstü de öylece pişirilir. Kömürde pişen börek daha lezzetli olur, fırındaki gibi kuru olmaz . | 0:12:43 | | Boşnakça | 1.Bosnian, the Bosnian language. 2. (speaking, writing) in Bosnian, Bosnian. 3. Bosnian (speech, writing); spoken in Bosnian; written in Bosnian. | 0:12:37 | | Allah rahatlık versin | schlafen Sie gut!. | 0:12:29 | | hobby | hobi | 0:12:3 | | It´s high time. | Tam vakti./Zamanı geldi de geçti bile. | 0:10:52 | | fışkırık | water pistol, squirt gun. | 0:10:29 | | when | z. ne zaman: When will they return? Ne zaman dönecekler? bağ. 1. -diğinde; -diği zaman; -ince; -diği (gün, saat v.b.): You have to get up when the bugle blows. Boru çaldığında kalkman lazım. Start when you please. İstediğin zaman başla. When Faruk arrived she was still dressing. Faruk vardığında hâlâ giyiniyordu. You shouldn´t be thinking of such things when you´re about to kick the bucket. İnsan nalları dikeceği zaman böyle şeyleri düşünmemeli. There were times when he felt like killing her. Onu öldüresi geldiği zamanlar olurdu. We´ll hit the road when the sun goes down. Güneş batınca yola çıkarız. I wonder when she´ll come. Ne zaman gelecek acaba? May´s when the roses are at their best. Mayıs ayı tam gül zamanıdır. 2. -diği zaman, iken, -ken: When prince regent he ruled the country well. Naip prensken ülkeyi iyi yönetti. We saw them when we were in Venice. Venedik´teyken onları gördük. 3. -diğine göre: How can he buy a yacht when all he makes is four hundred million liras a month? Ayda sadece dört yüz milyon lira kazandığına göre nasıl yat alabilir? 4. (-mesi gerektiği) halde, iken, -ken: When he should have gotten at least five hundred million, he only got two hundred million. En az beş yüz milyon lira alması gerekirken sadece iki yüz milyon aldı. 5. (-mesi mümkün olduğu) halde, iken, -ken: She paid, when she could have gone in free. İçeri bedava girebileceği halde para ödedi. zam. ne zaman: Don´t ask me when! Bana zamanını sorma! I don´t know when. Ne zaman olacağını bilmiyorum. | 0:9:59 |
Bu Sayfa [0,4680] saniyede yuklendi...
Dost Siteler
MultiPlayer Game Turk
www.haksoft.web.tr
www.iyilink.net
Nondestructive Testing
Halı Yıkama
|
Sayaç |
Tekil |
Toplam |
| Bugün |
52 |
80 |
| Dün |
13837 |
15835 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Şu anda 76 kişi sitemizi gezmekte
|
|
|

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16] [17] [18] [19] [20] [21] [22] [23] [24] [25] [26] [27] [28] [29] [30] [31] [32] [33] [34] [35] [36] [37] [38] [39] [40] [41] [42] [43] [44] [45] [46] [47] [48] [49] [50] [51] [52] [53] [54] [55] [56] [57] [58] [59] [60] [61] [62] [63] [64] [65] [66] [67] [68] [69] [70] [71] [72] [73] [74] [75] [76] [77] [78] [79] [80] [81] [82] [83] [84] [85] [86] [87] [88] [89] [90] [91] [92] [93] [94] [95] [96] [97] [98] [99] [100] [101] [102] [103] [104] [105] [106] [107] [108] [109] [110] [111] [112] [113] [114] [115] [116] [117] [118] [119] [120] [121] [122] [123] [124] [125] [126] [127] [128] [129] [130] [131] [132] [133] [134] [135] [136] [137] [138] [139] [140] [141] [142] [143] [144] [145] [146] [147] [148] [149] [150] [151] [152] [153] [154] [155] [156] [157] [158] [159] [160] [161] [162] [163] [164] [165] [166] [167] [168] [169] [170] [171] [172] [173] [174] [175] [176] [177] [178] [179] [180] [181] [182] [183] [184] [185] [186] [187] [188] [189] [190] [191] [192] [193] [194] [195] [196] [197] [198] [199] [200] [201] [202] [203] [204] [205] [206] [207] [208] [209] [210] [211] [212] [213] [214] [215] [216] [217] [218] [219] [220] [221] [222] [223] [224] [225] [226] [227] [228] [229] [230] [231] [232] [233] [234] [235] [236] [237] [238] [239] [240] [241] [242] [243] [244] [245] [246] [247] [248] [249] [250] [251] [252] [253] [254] [255] [256] [257] [258] [259] [260] [261] [262] [263] [264]
|
|
|