| Kelime | Anlam | Zaman |
| cami | mosquée | 23:40:34 |
| buenos días | günaydın | 23:40:23 |
| maktul | kuştî. | 23:40:23 |
| UNSURİYET | Irkçılık. Bir kavmi veya kendi soyunu daha şerefli sayarak diğer insanları hakir görmek. Menfî milliyetçilik.(Cây-ı dikkat bir hal: Türk milleti anâsır-ı İslâmiye içinde en kesretli olduğu halde, dünyanın her tarafında olan Türkler ise müslümandır. Sair unsurlar gibi müslim ve gayr-ı müslim olarak iki kısma inkısam etmemiştir. Nerede Türk taifesi varsa müslümandır. Müslümanlıktan çıkan ve müslüman olmayan Türkler Türklükten dahi çıkmışlardır -Macarlar gibi-. Halbuki küçük unsurlarda dahi, hem müslim ve hem de gayr-i müslim var. M.) | 23:40:18 |
| SÖYLEM ANALİZİ [İng. Discourse Analysis]: | Anlamların nasıl yapılandırıldığını ortaya çıkaran analiz biçimidir. Analiz, sosyal realitenin nasıl yapılandırıldığını ortaya çıkarma, tarihsel olarak geçmiş dönemlere ilişkin söylenmiş olanları ve metne aktarılanları kültürel, politik ve sosyal bağlam içinde inceleme ve dil kullanıcıları arasındaki etkileşim biçimlerini ortaya çıkarma şeklinde gerçekleşebilir. Söylem analizi, tümevarım ve tümdengelim usullerini kullanır. Söylem analizcisi analizcisi analizinde bilgi, yorum ve tefekkürü kullanabilme kapasitesine sahip olmalıdır. | 23:40:7 |
| şema | plan | 23:40:4 |
| tırnaklanmak | to be scratched, be clawed. | 23:40:4 |
| frugare | t araştırmak. | 23:40:3 |
| ortakyapım | joint production. | 23:39:58 |
| MÜŞAHEDAT | (Müşahede. C.) Gözle görülen şeyler. * Görüşler. * Keşifle seyredilenler. * Man: Mücerret his ile kat'iyyetle hüküm ve tasdik olunan kaziyeler.(Arkadaş! Nefsin vücudunda bir körlük vardır. O körlük, vücudunda zerre miskal kaldıkça hakikat güneşinin görünmesine mâni bir hicab olur. Evet, müşahedemle sabittir ki: Kat'î, yakînî bürhanlar ile deliller dolu olan büyük bir kalede, küçük bir taşta bir za'fiyet görünürse, o kör olası nefis, o kaleyi tamamen inkâr eder. Altını üstüne çevirir. İşte nefsin cehaleti, hamakati, bu gibi insafsızca tahribattan anlaşılır. M.N.) | 23:39:49 |
| Macarca | s Ungarisch. | 23:39:47 |
| someone | zam. biri, birisi, bir kimse. | 23:39:39 |
| anisometrope | anizometrop | 23:39:34 |
| pêç | sargı. | 23:39:25 |
| yarı yolda bırakmak | abbrechen. | 23:39:21 |
| LAZIM | s. Gerek, gerekli. | 23:39:4 |
| içini çekmek | seufzen. | 23:38:55 |
| ULUHİYET | İlâhlık. * Allah'ın kâinattaki tasarruf ve hâkimiyeti ile herşeyi kendisine ibadet ve itaat ettirmesi. | 23:38:48 |
| tuning | frekans (sıklık) uyumlaması | 23:38:48 |
| video kamera | caméra vidéo | 23:38:42 |