| Kelime | Anlam | Zaman |
| Kaderiye Mezhebi. | bkz. Yazgıcılık. | 7:43:2 |
| yamyaş | very damp; very moist. | 7:43:0 |
| MÜVAKİL | Yapmadığı bir işi, başka bir kimseye yaptıran. | 7:42:55 |
| sokuşturmak | /ı, a/ 1. to squeeze (something, someone) into (a narrow space). 2. (for a merchant) to slip (bad goods) in with (the good). | 7:42:49 |
| LÜBUS | (Libâs. C.) Esvaplar, elbiseler. * Savaş elbisesi. | 7:42:43 |
| sinir krizi | r Nervenzusammenbruch, e Nervenkrize. | 7:42:38 |
| MEBTUT | Kesilmiş ve ayrılmış. | 7:42:32 |
| MEKAİD | (Mekide. C.) Hileler, aldatmalar, düzenler, dalavereler. | 7:42:27 |
| MEFSİL | (C: Mefâsıl) Her âzada olan ek yerleri. Mafsal. | 7:42:22 |
| MELBES | Giyecek şey. Elbise. | 7:42:17 |
| MEBLUL | Nemli, yaş. Islak, ıslanmış. | 7:42:11 |
| söz geçirmek | sich durchsetzen. | 7:42:5 |
| BİR AN | (PULSE) [s]Çok kısa zaman süresi. Radar meteorolojisinde, radar tarafından yayılan elektromanyetik radyasyonun kısa patlaması. | 7:41:54 |
| HİCAP | is. 1. Utanma, sıkılma. 2. Ferde. | 7:41:49 |
| MEFRAH | Kuluçka çıkarma yeri. Folluk. | 7:41:44 |
| MÜZDEVİC | Evlenen. * Edb: Bir kelimeye kafiye olan. | 7:41:39 |
| yayıcı | 1. mech. diffuser. 2. (something) which diffuses. | 7:41:33 |
| büyüme | croissance | 7:41:27 |
| LEKELİHUMMA | b.is. Bitle geçen ateşli, ölümcül bir hastalık, tifüs. | 7:41:22 |
| FEVT | Ölüm, mevt. * Kaybetme. Elden çıkarma. Kaçırma. Bir şeyin bir daha ele geçmiyecek şekilde elden çıkması. | 7:41:16 |