| Kelime | Anlam | Zaman |
| otamak | /ı/ prov. to treat medically. | 21:44:57 |
| ateşperest | r Feueranbeter. | 21:44:53 |
| kabarık | geschwollen. | 21:44:43 |
| boyahane | boyaxane, gonîxane. | 21:44:40 |
| cümbüş | s Vergnügen, e Vergnügung. | 21:44:25 |
| Karabasotu | (Lavandula stoechas / French lavander / Lavande) Ballibabagiller familyasindan, bir veya çok yillik otsu bir bitkidir. Ezildigi zaman çok kuvvetli ve hos olmayan bir koku çikartir. Çiçekleri mavi veya menekse rengindedir. Bir türünden, "Karabas yagi" denilen bir yag çikartilir. Yurdumuzda alçak maki gruplariyla birlikte yetisir. Kullanildigi yerler: Agrilari dindirir. Kalbe kuvvet verir. Balgam söker. Uyusukluk giderir, zindelik verir. | 21:44:24 |
| madeni | metallisch. | 21:44:23 |
| consider | f. 1. üzerinde düşünmek; düşünmek. 2. göz önünde tutmak, dikkate almak, hesaba katmak. 3. saymak, addetmek. | 21:44:19 |
| ağır aksak | saumselig. | 21:44:9 |
| esterification | esterleşme | 21:44:8 |
| beden eğitimi | e leibeserziehung, e Gymnastik. | 21:44:7 |
| caw | bez, tekstil. | 21:44:2 |
| cereyan etmek | verlaufen, vorkommen, s Vollziehsn, s Zutragen, passieren, stattfinden. | 21:43:53 |
| pervert | f. 1. -i yanlış yola saptırmak, -i yoldan çıkarmak, -i doğru yoldan ayırmak. 2. (sözü/anlamı) çarpıtmak. i. (pır´vırt) (cinsel) sapık. | 21:43:51 |
| mebred | pirinç tarlası. | 21:43:39 |
| rüya | reve | 21:43:32 |
| cankurtaran sandalı | s Rettungsboot. | 21:43:12 |
| TİNER | Vucudundaki yahut elbisesindeki bir lekeyi tinerle çıkardığını görmek ayıplı ve özürlü bir durumdan kurtulmaya, Neft kokusunun üzerinden bir türlü gitmediğini görmek üzüntü ve kedere, Bir yere tiner döktüğünü yahut döküldüğünü görmek orada bir tartışmanıın meydana gelmesine delalet eder. | 21:43:10 |
| historia | tarih | 21:43:3 |
| koro | choeur | 21:43:2 |