| Kelime | Anlam | Zaman |
| ride for a fall | felakete sürüklenmek. | 18:0:27 |
| bittersweet | s. 1. hem acı hem tatlı. 2. iyi ve kötü. | 18:0:22 |
| attariye | kisûr, etarî. | 18:0:19 |
| örged- | öğretmek | 18:0:19 |
| VATI' | Ayak altına alıp çiğneme. Basma. * Cima'. * Uygun hale koyma. * Tümseklikler arasında basık ve engin yer. | 18:0:17 |
| Lorbeer | en {'lorbe:r} r defne. | 18:0:6 |
| KAR ORAJI | (THUNDER SNOW) [i]Yağmur yerine kar yağışı sırasında kışın görülen oraj. Atmosfer boyunca yerden yukarıya doğru, donma sıcaklığında veya daha düşük sıcaklıklarda olan güçlü yükselişler, kar ve buzun eriyerek yağmur şekline dönmesine neden olur. Özellikle yoğun kar yağışı ile beraber görülen oraj bu gibi durumlarda gerçekleşir. | 17:59:53 |
| Kaderiye Mezhebi. | bkz. Yazgıcılık. | 17:59:52 |
| MÜEDDA | (Edâ. dan) Mânâ, anlam, mefhum, kavram. * Eda olunmuş. | 17:59:47 |
| SÜRYANÎ | Eski Suriye halkından. Sâmilerin Aramî kolundan ve garb kısmından olan ve bunların dininden olan. | 17:59:47 |
| n | tîpa alfabeya Tirkî ya hivdehê. | 17:59:44 |
| çok kolay | pirhêsan. | 17:59:42 |
| MÜZEYYİF | Eğlenen, tezyif eden, hakaret ve alay eden. | 17:59:39 |
| SÜKUN SÜKUNET | is. Durgunluk. | 17:59:28 |
| burs | bourse d'études | 17:59:26 |
| bek | r Verteidiger. | 17:59:24 |
| MUFADDILÎN | Faziletliler. Yüksek ve büyük zatlar. | 17:59:24 |
| KÂHBAN | f. Harman bekçisi. | 17:59:15 |
| master | (Türk Bilişim Terimlerinden) ana | 17:59:13 |
| arasıra | manchmal, zuweilen, hin und wieder, ab und zu, zeitweise, zwischendurch, mitunter, bisweilen, dann und wann. | 17:59:2 |